Hafız Bir Bakan ve Toplumun Vicdanı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan kararnameyle Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanı olarak atanması, sıradan bir görev değişikliğinin ötesinde sembolik bir anlam da taşıyor. Çünkü kamuoyu onu yalnızca bir bürokrat olarak değil, Kur’an-ı Kerîm’i ezbere bilen bir “hafız” kimliğiyle tanıyor. Böylece Türkiye’de ilk kez bir “hafız bakan” ifadesi toplumun gündemine girmiş oldu.
Devlet yönetimi sadece kanunlarla değil, vicdanla da yürütülür. Kanun suçluyu yakalar, ama vicdan suçu doğmadan engeller. İşte toplumun beklentisi tam da burada başlıyor. İnsanlar bu atamayı sadece bir makam değişimi olarak değil, ahlaki hassasiyetlerin yönetim kademelerine taşınması olarak okuyor.
Bugün toplumun en büyük yaraları ortada:
Kadın cinayetleri…
Çocuk istismarı…
Aile yapısının zedelenmesi…
Şiddetin sıradanlaşması…
Bu sorunlar yalnızca polisiye tedbirlerle çözülecek meseleler değil; aynı zamanda kültür, eğitim ve manevi değerlerle ilgilidir. Bir hafızın devletin güvenlik mekanizmasının başına geçmesi, toplumda şu umudu yeşertiyor: belki de artık sadece suçla mücadele edilmeyecek, suçun ortaya çıkmasına sebep olan zihniyetle de mücadele edilecek.
Çünkü Kur’an’ı ezberlemek, sadece metni hafızaya almak değildir; merhameti, adaleti ve kul hakkını hayatın merkezine koymaktır. Eğer bu anlayış devlet yönetimine yansırsa, güvenlik kavramı yalnızca asayişten ibaret kalmaz, toplumsal huzura dönüşür.
Milletin beklentisi açık ve nettir:
Anneler ağlamasın, çocuklar korkmasın, kadınlar yaşasın.
Yeni dönemde İçişleri Bakanlığı’nın sadece suçluların peşinde koşan değil, suçun sebeplerini ortadan kaldıran politikalar üretmesi en büyük temennimizdir. Bu atamanın ülkemize hayırlı olmasını diliyor; özellikle kadın cinayetleri ve çocuk istismarının son bulduğu bir Türkiye umuduyla yeni bakanı sorumluluğunun ağırlığıyla baş başa bırakıyoruz.
Devlet güçlüdür.
Ama devletin gerçek gücü, vatandaşının kendini güvende hissettiği gün ortaya çıkar.
Belgin UYAR




