Türkiye’de emekli olmak artık dinlenmek değil, hayatta kalma mücadelesi vermek anlamına geliyor. Yıllarca çalışan, vergi veren, ülkenin kalkınması için alın teri döken milyonlarca insan bugün ay sonunu getirebilmenin hesabını yapıyor. Bayram yaklaşırken açıklanan 4000 TL’lik ikramiye, emeklinin yaşadığı dramı çözmek yerine adeta toplumun vicdanını yaralıyor.
Bugün pazara çıkan bir emekli fileyi dolduramıyor. Bir kilo kıyma 600 TL, yumurtanın kolisi ise 200 TL’yi geçmiş durumda. Elektrik, su, doğalgaz faturaları zaten başlı başına bir yük. Kiralar ise 15-20 bin TL bandında dolaşıyor. Böyle bir tabloda emekliye verilen 4000 TL’ye “ikramiye” demek gerçekten mümkün mü?
Açık konuşmak gerekirse bu rakam, emeklinin derdine çare olmaktan çok uzaktır. İnsanlar artık bayramda torununa harçlık verememenin, misafir ağırlayamamanın, hatta evinden çıkamamanın mahcubiyetini yaşıyor. Bir zamanlar ailesinin direği olan emekliler bugün temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getirildi.
Oysa emekli bu ülkenin yükü değildir. Tam tersine, bugün ayakta duran sistemin temel taşlarından biridir. Fabrikada çalışan işçi de, memur da, esnaf da, çiftçi de yıllarca bu ülkeye hizmet etmiş insanlardır. Şimdi ise ömürlerinin en zor döneminde ekonomik yalnızlığa terk ediliyorlar.
Bayram ikramiyesi adı altında verilen rakamın en az bir asgari ücret seviyesine çıkarılması artık bir lütuf değil, zorunluluktur. Emeklinin insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesi, sosyal devlet anlayışının temel gereğidir.
Unutulmamalıdır ki açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edilen milyonlarca emeklinin sessizliği çaresizlikten kaynaklanıyor olabilir; fakat bu sessizlik sonsuza kadar sürmez. Sandık günü geldiğinde vatandaş cebindeki eksik parayı da, yaşadığı mağduriyeti de unutmaz.
Bugün emekliye sahip çıkmak, aslında yarının Türkiye’sine sahip çıkmaktır.
Batuhan Yurtsever
Güncel Haber Ajansı Dünya İstihbarat Press Haber Müdürü




