featured
  1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. VİDAYI SÖKENLER Toplumları çökerten büyük felaketler değil, küçük yanlışlara alışmaktır.

VİDAYI SÖKENLER Toplumları çökerten büyük felaketler değil, küçük yanlışlara alışmaktır.

Google'da Abone Ol service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 Belgin Uyar Açık

Toplumları savaşlar değil, önce vicdan kaybı yıkar.

Çöküş dediğimiz şey bir anda gerçekleşmez. Sessizce başlar… Kimsenin önemsemediği küçük yanlışlarla büyür.

Rus edebiyatının büyük kalemlerinden Anton Çehov’un ibretlik hikâyesinde, rayların vidalarını söken bir köylü sorguya alınır. Müfettiş öfkelidir:

“Binlerce insanın hayatını tehlikeye attığının farkında mısın?”

Köylünün cevabı ise yalnızca bir köyün değil, çürüyen bütün toplumların ortak savunmasıdır:

“Bir şey olmaz…”

İnsanlık tarihindeki birçok felaketin başlangıç cümlesidir bu. Çünkü büyük yıkımlar, küçük yanlışların normalleşmesiyle doğar.

Bir memur rüşveti ilk aldığında vicdanı sızlar.

İkinci kez aldığında bahanesi hazırdır.

Üçüncüde alışır.

Dördüncüde ise artık onu suç değil, hak görmeye başlar.

İşte çürüme tam olarak budur.

Hikâyedeki köylü belki kötü biri değildir. Ancak yanlışın sürekli tekrar edilmesi, onda kötülüğü sıradanlaştırmıştır. Daha da acısı; bunu yalnız kendisi yapmamaktadır. Tüm köy aynı alışkanlığın içindedir.

Muhtar sessizdir.

Karakol sessizdir.

Sistemin tamamı çürümeye göz yummaktadır.

Çünkü bazı toplumlarda suç işleyenlerden daha tehlikeli olanlar, suçu normalleştirenlerdir.

Bugün etrafımıza baktığımızda aynı manzarayı görmüyor muyuz?

Torpili “iş bitiricilik” diye alkışlayanları…

Vergi kaçıranı “uyanık” diye övenleri…

Kul hakkını başarı sayanları…

Adaleti yalnızca kendi çıkarına hizmet ettiğinde isteyenleri…

Ve en acısı da şu:

Herkes kendi yaptığı yanlışı küçük görüyor.

“Benim yaptığım ne ki?”

“Bir kereden bir şey olmaz.”

“Herkes yapıyor.”

Oysa raylardan sökülen her vida küçüktür. Ama tren tek bir büyük darbeyle değil, eksilen küçük parçalar yüzünden devrilir.

Toplumlar da böyledir.

Bir ülkede hukuk biraz eksilirse…

Ahlak biraz çürürse…

Eğitim biraz yozlaşırsa…

Liyakat biraz daha yok edilirse…

Sonunda devrilen sadece bir tren olmaz; gelecek olur.

Hikâyenin en ağır tarafı ise ray kenarındaki çocuktur. Elinde iki vida tutan o küçük çocuk…

Çünkü çocuklar duyduklarından çok gördüklerini öğrenir. Bir neslin önüne ne koyarsanız, yarının toplumu o olur.

Eğer çocuk dürüstlüğü değil hileyi görüyorsa,

emeği değil torpili öğreniyorsa,

adaleti değil güce boyun eğmeyi izliyorsa…

Bir gün o çocuk yalnız iki vida değil, bütün rayları söker.

Sonra toplum şaşkınlıkla sorar:

“Bu hale nasıl geldik?”

Oysa cevap yıllardır gözümüzün önündedir.

Bir toplumda ahlak eğitimle değil çıkarla ölçülmeye başlanmışsa…

Vicdan susturulmuşsa…

İnsanlar doğruyu değil güçlü olanı savunuyorsa…

Orada felaket kaçınılmazdır.

Çünkü cehalet yalnızca okuma yazma bilmemek değildir.

Cehalet; yaptığı yanlışın sonuçlarını düşünememektir.

Bugün birçok insan elindeki vidayı hâlâ masum görüyor.

Kimi adaletten söküyor,

kimi eğitimden,

kimi insanlıktan…

Ve herkes trenin neden sarsıldığını merak ediyor.

Oysa mesele çok açık:

Bir toplumda herkes yalnızca kendi çıkarı kadar dürüstse, orada raylar çoktan gevşemiş demektir.

Ve unutulmamalıdır ki;

Bir ülkeyi ayakta tutan beton binalar değil, ahlaklı insanlardır.

Raylardan sökülen her vida yeniden yerine takılabilir belki…

Ama devrilen bir toplumun toparlanması, yıllar hatta nesiller alır.

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
VİDAYI SÖKENLER Toplumları çökerten büyük felaketler değil, küçük yanlışlara alışmaktır.

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Bizi Takip Edin
Giriş Yap

Güncel Haber Ajans ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!