Yazar: Gölge Adam
Ankara’nın ortasında, güpegündüz, planlı bir pusuyla katledildi Sinan Ateş…
Bir akademisyendi.
Bir siyasetçiydi.
Bir dava adamıydı.
Ve her şeyden önce; bu ülkenin yetiştirdiği milliyetçi bir Türk evladıydı.
Ancak bugün hâlâ toplumun vicdanında yankılanan soru aynı:
“Bu cinayetin arkasındaki gerçek yapı tamamen ortaya çıkarıldı mı?”
Ortaya saçılan iddialar, HTS kayıtları, PTS görüntüleri, tanık anlatımları ve kamuoyuna yansıyan bilgiler; sıradan bir adli olaydan değil, organize bir yapının gölgesinden söz ediyor.
İddialar öylesine ağır ki…
Siyasetçiler…
Ocak yöneticileri…
İl başkanları…
Tehdit mesajları…
Adres araştırmaları…
Kaçış güzergâhları…
Saklanan şüpheliler…
Bir ülkenin vicdanını ayağa kaldıracak kadar büyük soru işaretleri ortada duruyor.
Cinayetten önce yapılan görüşmeler…
Cinayetten sonra şüphelilerin korunduğu iddiaları…
“Ekibi kurduk, kafasına sıkacaklar” denildiği öne sürülen mesajlar…
Bütün bunlar yalnızca bir mahkeme dosyasının satırları değildir.
Bunlar, toplumun adalete olan güvenini doğrudan ilgilendiren meselelerdir.
Çünkü mesele artık sadece bir cinayet değildir.
Mesele;
Türkiye’de hukukun herkese eşit uygulanıp uygulanmadığıdır.
Mesele; suç işleyenlerin makamına, unvanına, siyasi kimliğine göre korunup korunmadığıdır.
Mesele; devletin içine çöreklenmiş karanlık yapıların var olup olmadığıdır.
Bugün “faili meçhul cinayetleri araştıracağız” diyen herkesin önce dönüp bu dosyaya bakması gerekir.
Çünkü bu cinayet; Ankara’nın göbeğinde işlendi.
Kameraların olduğu yerde işlendi.
Devletin tüm imkânlarının bulunduğu bir şehirde işlendi.
Ve buna rağmen toplumun vicdanı hâlâ tatmin olmuş değil.
Adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla sağlanmaz.
Adalet, milletin vicdanında karşılık bulduğunda gerçek anlamına ulaşır.
Eğer bir ülkede insanlar hâlâ “gerçek failler ortaya çıktı mı?” diye soruyorsa, orada dosya kapanmış sayılmaz.
Sinan Ateş artık hayatta değil…
Ama geride bıraktığı soru hâlâ ayakta:
“Bu cinayetin bütün bağlantıları gerçekten ortaya çıkarıldı mı?”
İşte bu yüzden…
Son kişi yargı önünde hesap verene kadar…
Kararan hiçbir nokta kalmayana kadar…
Vicdanlar tam anlamıyla rahatlamayana kadar…
AND OLSUN SUSMAYACAĞIZ!




