featured
  1. Haberler
  2. Köşe Yazıları
  3. Bitsin Bu Zulüm

Bitsin Bu Zulüm

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Mehmet Açık

Bu ülkenin halkı bu kadar mı sahipsiz kaldı?

Bugünlerde en çok duyduğumuz haberlerden biri: “Ev sahibi–kiracı kavgası cinayetle bitti.” Ne yazık ki artık sıradan bir kavram haline geldi. Oysa bundan 10–15 yıl önce, bu tür olaylar istisnaiydi. Bugünse olağanlaşıyor. Bir çatının altında yaşama hakkı, bu ülkede silahlarla, baltalarla tartışılır hale geldi.

Mersin’de 20 bin, 30 bin liralara çıkan kiralar, aslında bir şehrin fotoğrafı değil; Türkiye’nin kanayan yarasının resmi. İstanbul’da ortalama bir daireye 15–20 bin lira isteniyor. Ankara’da üniversite öğrencileri, tek odalı evleri dahi paylaşarak kiralamak zorunda kalıyor. İzmir’de bir memurun maaşı kiraya yetmiyor. Antalya’da, yabancılara satılan konutlar yüzünden yerli halk kendi şehrinde kiralık ev bulamıyor.

Sokaktaki vatandaşa sorun: “Bir evim olsa da huzurla yaşasam” diyor.

Ama o ev, artık bir yuva değil; bir yatırım aracı. İnsanların yaşaması için değil, para kazanmak için var. İşte mesele tam da burada düğümleniyor.

Sosyal Devletin Hatırası

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, devlet sadece yol ve fabrika yapmadı; aynı zamanda halkına güven verdi. Sümerbank fabrikaları sadece üretim yapmıyordu; yanında lojmanları vardı, işçi ailesi kira derdine düşmüyordu. Emlak Bankası, dar gelirliye uygun koşullarda kredi veriyordu. Devlet memurları, lojmanlarda düşük kira ödeyerek barınıyordu.

Bir dönem, “toplu konut” denildi mi, akla devletin sosyal projeleri gelirdi. İnsanlar için konut bir rant değil, yaşam hakkıydı.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, bu kurumların özelleştirilmesiyle birlikte halkın elinden güvence de alındı. Konut sektörü tamamen piyasanın eline bırakıldı.

Sonuç: Ev fiyatları ve kiralar uçtu. Sosyal devletin çekildiği yerde, halk piyasanın insafına kaldı.

Bugünün Tablosu

• Üniversite öğrencileri barınacak yurt bulamıyor; 5–6 kişi bir arada ev tutmaya çalışıyor.

• Emekliler, hayat boyu çalışıp bir ev sahibi olamamışsa, bugün kira baskısı altında açlığa mahkûm ediliyor.

• Asgari ücretli, maaşını aldığı gün kiraya teslim ediyor; geriye ay sonunu getirecek tek kuruş kalmıyor.

• Gençler, “Bir ev alabilmem için 100 yıl çalışmam lazım” diyerek ülkeden umudunu kesiyor.

Bu manzarayı gören bir devlet, “Ben nerede yanlış yaptım?” diye sormak zorunda değil mi?

Yarın İçin Uyarı

Bugün görmezden gelirsek, yarın bu günleri arar hale geleceğiz. Çünkü barınma krizi sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir bomba. Ev bulamayan genç, geleceğe güvenle bakamıyor. Evsiz kalan aile, huzurunu kaybediyor. Ev sahibiyle kiracı karşı karşıya geldikçe, toplumda güven duygusu çöküyor.

Unutmayalım: Barınma hakkı olmayan bir toplumda huzur da olmaz, gelecek de olmaz.

Çözüm Yoluna Dair

Çözüm belli, sadece irade lazım:

• Devlet eliyle büyük ölçekli sosyal konut projeleri hayata geçirilmeli.

• Kira piyasasına sıkı denetim getirilmeli, keyfi artışlar engellenmeli.

• Ev sahibi–kiracı ilişkilerini düzenleyecek adil yasalar çıkarılmalı.

• Konut, bir rant aracı olmaktan çıkarılmalı; yeniden “yuva” haline gelmeli.

Halkını barınma hakkından mahrum eden hiçbir düzen ayakta kalamaz. Bu ülkenin insanı evsiz, çaresiz, kimsesiz bırakılamaz.

Bitsin bu zulüm. Çünkü halkına sırtını dönen her düzen, eninde sonunda çöker.

Bu haliyle yazı, hem bugünün fotoğrafını çekiyor, hem geçmişten ders çıkarıyor, hem de yarınlara uyarı bırakıyor.

1
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Bitsin Bu Zulüm
Yorum Yap

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.
Giriş Yap

Güncel Haber Ajans ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin